dostlar için buradayım

NEREYE KOŞUYORUZ

23/5/2006 ·

NEREYE KOŞUYORUZ

 

 

Önce Şemdinli*de aşırı sağ provokasyonu ile meydana gelen olaylar ve cumhuriyet gazetesine ard arda gelen bombalı saldırılar, şimdi ise Danıştay binasına yapılan ve Danıştay üyesi sayın özbilgin'in ölümü ile sonuçlanan katliam, korkarım Türkiye, içinde maalesef hükümet üyelerinin de bulunduğu bazı iç ve dış güçler tarafından aşırı sağ milliyetçiliğini ve radikal ıslam'ı kışkırtarak çatışma ortamına doğru bilinçli olarak sürüklenmektedir, bu yazıyı okuduğunda bazıları hükümeti sorumlu tuttuğum için bana tepki gösterebilir ama bu olayların zeminini cumhuriyete ve laikliğe karşı olan ve ilkel sağ anlayışı içinde olduğu bilinen insanları devletin en üst makamlarına kadar çıkararak, kamu'da laiklik karşıtı ve militarist kadrolaşma Yaratarak, bir siyasi simge olduğu dünyaca kabul edilen türbanı dinin bir gereği gibi gösterip prim vererek, dahası anayasanın laiklik ilkesini korumak amacı ile türbana karşı çıkan danıştayı  ve Danıştay kararlarına destek veren medya kuruluşlarını adeta hedef tahtası ilan ederek, laikliğe yeni yorum sözleriyle aşırı dinci kesimi cesaretlendirerek hükümet çok önceden hazırlamaya başlamıştır, ben hükümeti bu olayların birinci dereceden sorumlusu olarak görüyor ve bu 3 olayı da şiddet'le kınıyorum, ayrıca hükümetin bir an önce sorumluluğun gereğini yerine getirerek istifasını cumhurbaşkanlığına sunup erken seçimin yolunu açmasını bekliyorum aksi taktirde korkarım ki çok daha büyük kaoslar hatta 80 öncesi olayların yenileri maalesef kapıdadır.

 

19 05 2006

Yorum (yok) Yorum yaz!

yaşanmış güldüren öyküler

18/5/2006 ·

merhaba şimdi yazacağım öyküler her ne kadar bir fıkra*ya  benzese*de 1960ların türkiyesinde yaşanmış gerçek olaylardır, bir yandan bunlara gülerken öte yandan o yılların cehaletimi ve o yılllardan bu yana yurdum insanının nasıl geliştiğini bir görün istedim;

 

 

MANDOLİN

 

Anadolu da bir köy okulu

 

 müzik öğretmeni:

çocuklar yarın mandolin dersi yapacağız sakın mandolinsiz
gelmeyin

ertesi gün öğretmen sınıfa giriyor çocuklara
 mandolinlerinizi çıkarın diyor

 

çocuklar heyecanla çantalarından birer mandalina çıkarıp
sıralara koyduklarını gören öğretmen telaş*la ve kızgınlık*la
soruyor:

 

bunlar nedir böyle?

 

Çocuklar mahcubiyet ve şaşkınlık içinde cevap veriyor:

öğretmenim dün siz mandalin istediniz ya!.

 

 

17 05 2006 ergül dağcı

 

 

KÜPE

 

Hayat bilgisi dersi bitmiştir

 

Öğretmen öğüt veren bir tavırla:

 

çocuklar bu derste öğrendikleriniz kulağınızda küpe olsun
hayatımız boyunca aklınızdan çıkarmayın

 

bu sırada öğrenci sıralarında bulunan küçük ayşe ürkek ve
mahcup bir tavırla parmak kaldırır öğretmen anlat kızın

dedikten sonra ayşe aynı tavırla:

 

öğretmenim eniştem bana askerden küpe getirmişti teki
kayboldu tekini taksam olur mu?.


17 05 2006  ergül dağcı

Yorum (5) Yorum yaz!

LİSELİ KIZLARA ETEK DAYAĞI

16/5/2006 ·

 

Siz ne düşünüyorsunuz bilemem ama Son günlerde medyamızda çıkan  bazı haberlerden dolayı benim hangi yüzyılda ve hangi ülkede olduğumuz konusunda kuşku duymama neden oluyor örneğin bir kaç gün önce liseli 2 genç kızın etek boyları nedeniyle polis tarafından coplanması olayı; bu olayı medyada ilk gördüğümde verdiğim ilk tepki, bildiğim tarih yanlış mı acaba diye takvime bakmak oldu çünkü tarihle karşımda gördüğüm haber arasında yüzyıllar vardı adeta. Laik olmayan çoğu ülkede bile artık uygulamadan kalkmış olan bu tip çağ dışı uygulamaların AB adayı olan. Laik olduğunu düşündüğümüz Cumhuriyet türkiyesinde hemde devletin polisi tarafından uygulanması ve dahası olay sonrası sözü geçen polis memuru hakkında hiçbir cezai işlem yapılmamış olması Türkiye nereye gidiyor sorusunu akla getirmektedir; bence bu olay kamu alanlarındaki türban yasağının aslında ne kadar hakkı gerekçelere dayandığını bir kez daha göstermektedir çünkü etek boyuyla bu denli ilgilenen polis memurunun zihniyeti ile üniversitelerde türbanlı öğrenim görmek ve sonrasında ise kamu da türbanlı çalışmak isteyen öğrencinin zihniyeti aynıdır ve bu olayla bu zihniyetin asıl amacının kıyafet özgürlüğü olup  olmadığı yada özgürlüklere ne derece sahip çıktıkları bir kez daha görülmüştür, hemen hemen tüm dünyanın üzerinde uzlaştığı gibi bu zihniyet için özgürlük cup amaç değil günümüzün gelişmiş, çağdaş dünyasını bu gelişmişliğin yarattığı özgürlüğü kullanarak tekrar ortaçağ karanlığına hapsetmektir, polis memurunun liseli kızlara verdiği tepki ve diğer bazı olaylar  gösteriyor ki bu zihniyeti taşıyanların artık çağdaş dünyaya ve çağdaş Türkiye cumhuriyetine karşı olan kinleri öyle bir boyuta gelmiştir ki içlerinde daha fazla saklayamayıp yüzümüze nefret kusar boyuta geldikleri anlaşılmaktadır.

 

 Ergül dağcı

 

16 05 2006

 

Yorum (1) Yorum yaz!

defter kirizi yorumu

15/5/2006 ·

 

  • Bu sitede daha önce siyasi görüşlerimi de aktaracağımı yazmıştım şimdi bunu yapacağım yorumlarımızı bekliyorum. Son günlerde medyamızda yer alan yersiz konulardan biri de selanikteki ziyaretçi defteri krizidir bilindiği gibi başbakanımız, atatürkün selanikteki evini ziyaretinde ziyaretçi defterindeki bir sayfaya yazılanları beğenmeyerek önce orada bulunan görevlilere medya önünde çıkışmış daha sonra medya mensupları salondan çıkartılarak cumhuriyet tarihinde eşi görülmemiş bir biçimde sayfa yerinden alınmış yırtılıp atılmış veya incelemeye alınmış ve sayfaya düşüncelerini yazan vatandaşımız hakkında*da soruşturma başlatılmıştır; başbakanımızın ilk icraatı bu da değildir karikatür davası olayı ve çiftçiye hakaret olayı başta olmak üzere eleştirilere tahammülsüzlüğünü bir çok kez göstermiştir sayın başbakan; peki başbakanımız sayın Erdoğan*ı bu denli öfke'yle hareket ederek istediğine hakaretler yağdırarak istediğine soruşturma açarak nereye varmaya ve neyi kanıtlamaya çalışıyor! Halkın üzerinde bir mevkii de olduğunu ve gereğinde hakkı yıldırabileceğini mi? Başbakanımızın eğer böyle bir düşüncesi varsa çok yanılıyor çünkü Türkiye cumhuriyeti parlamenter bir sistem'le yönetilmektedir ve parlamenter rejimlerde sanılanın aksine hükümet kesinlikle halkın üzerinde yada halkın korkması gereken bir merci değil tam aksine halkın altında ve halka hizmet etmek amacıyla kurulmuş bir mercidir, işte tam da bu nedenle birileri sayın başbakanımıza parlamenter rejimin inceliklerinden biraz söz etmeli, eleştirilere karşı daha hoşgörü sınırları içerisinde kalmayı öğretmeli ve  hatta başbakanımız sinirlerine hakim olmak için uzmanlarımızdan bazı dersler almalıdır bence, ayrıca bu olay politik olmaktan çıkıp hukuksal bir durum haline gelmiştir çünkü selanikteki ziyaretçi defterinin statüsü aslında anıtkabir defteriyle aynıdır ve dokunulmazlığı bulunmaktadır yani vatandaşlar o deftere ahlaki kurallara uymak ve Atatürk*e hakaret kapsamına girmediği sürece dilediği her türlü şeyi yazabilir ve bu kurallar çerçevesinde yazılanlar hakkında hiçbir cezai müyide uygulanamaz; gözden kaçırılmaması gereken başka bir nokta ise anıtkabir ve selanikteki ziyaretçi defterlerine yayılan tüm metinler Atatürk*e hitaben yazılmış olması nedeniyle  sayın başbakanımız o defterin tek bir satırında dahi hak iddia edemez, dahası o defterin bir sayfasını almayı Atatürk*e hakaret olarak nitelendirmemiz mümkündür; durum böyleyken hem ana muhalefet partisi olarak hemde atatürkün kurucusu olduğu parti olarak bu olay karşısında gereken tepkiyi verememiş, verdiği tepkiler çok göstermelik kalmıştır, ben CHP yönetimi süper lig sorunları ile gereğinden fazla meşkul olacağına birazda partinin adına yakışan olaylarla ilgilenmeli diyorum ve aslında bu olaya tepkiyi sadece CHP*den beklemeyip tüm siyasi partiler  tüm sivil toplum örgütleri ve cumhuriyetçiyim diyen her birey bu olaya gücü yettiğince tepki vermeli  ve hükümetin herhangi bir üyesinin bu tip olayları tekrarlaması sivil güçler tarafından engellenmelidir, aksi taktirde olası daha büyük rejim sorunlarını kapıda görüyorum.  
  •  
  •  
  •  
  • ERGÜL DAĞCI

Yorum (yok) Yorum yaz!

TANIMAK VE PAYLAŞMAK İSTEYENLERE

13/5/2006 · Kategori: yasamim

 Merhaba,  ben 1980 istanbul doğumlu, şu an kocaelide yaşayan, sipastik engelli bir bayanım,  engelli olduğumdan dolayı bu blogta duygu sömürfüsü falan yapılacağının düşünülmesini istemem çünkü bu tip şeylerden oldum olası nefret etmişimdir vede kimsenin bu blogta böyle bir durum yaratmasına izin vermeyeceğime emin olabilirsiniz; peki bu blogu neden kurdun diyeceksiniz, bu blogu kurmamın bir değil bir kaç nedeni var aslında nedenlerden biri fikirlerimi ve dünya*ya  bakışımı tüm insanlıkla paylaşıp tepkilerini almak, bir baska neden ise insanların beynindeki o kalıplaşmış sipastik imajını bir nezze de olsa değiştirebilmek ve spastik engellilerinde sanılanın tam aksine beyin olarak normal insandan hiçbir eksilerinin bulunmadığını ve hatta artılarının bile olabileceğini tüm dünya*ya göstermektir 3*üncü neden ise yakında cıkacakolan şiir kitabımın tanıtımını yapmaktır.

 

 

BU BLOGTA NELER OLACAK

 

 

şiirler, slaytlar, espriler, fıkralar, resimlar, politik tartışmalar, köşe yazarlarından bazı alıntılar, magazinel tartışmalar, oyunlar, yani kısacasiı bir web sitesindde hayata dair olması gereken herşey bu blogta olacak sizde burada olun.

 

 

KAÇIRIRSANIZ  ÜZÜLÜRSÜNÜZ

Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz!

:: Sonraki »